Mesajlar
25
Tepki Puanı
16
Belki daha önce çok konuşulmuş bir konudur, konuyu tekrar açıp gevezelik etmek istemem ama sizlerin görüşlerinizi merak ettim.
Sanat müziğinin geleceği ve ne şekilde gelişebileceği hakkında neler düşünüyorsunuz? Malum dinleyeni de icra edeni de giderek azalan bir müzik türü (hiç yoksa bana öyle geliyor). Sırf devlet desteğiyle veya bazı sayılı insanların ilgilenmesi ile sürdürülemez gibi. Bilmiyorum, belki de ben fazla karamsarlık ediyorum. Sizlerin düşünceleri nelerdir?
 
Son düzenleme:
Mesajlar
29
Tepki Puanı
42
Klasik müziğimiz desek daha doğru olur :) "Sanat müziği" ifadesinin genel olarak bilinen, anlaşılan şekli içinde; "eğlence, insanları iyi/ kötü hallerinde eğleme müziği" gibi şeyler olduğu için, bunlar sanarım ki varlığını hep sürdürecek.

Klasik müziğimiz ise okuyabildiğimiz tarihinde hep az sayıda icracı ve dinleyici bulmuş. Hatta nazariyesi ile ilgilenen çok çok daha az bir kesim olmuş.
Bildiğim kadarıyla günümüzde batı toplumlarında kendi klasik müziklerinin dinleyicisi de izleyicisi de kendi insan sayılarına göre çok az.

Bir de şöyle bir şey var. Bir alanda sayı arttıkça kalite ciddi oranda düşüyor. Bunu da göz önüne almak lazım. Bizim müziğimiz çok geniş kitlelere hitap edecek, çok fazla sayıda onu öğrenmeye çalışanın olabileceği bir müzik değil.

Bununla birlikte; müziğimizin icrâcı, dinleyici, aktarıcı cihetlerinden muhatabı bitmez Allah'ın izniyle... :))
 
Mesajlar
4
Tepki Puanı
2
Yani siz gibiler hâlâ sanat müziği değil klasik müzik dediği sürece ben Türk müziğinin geleceğini çok parlak göremiyorum açıkcası. Yahu Türk müziğini duydum ki unutmuşsundan ibaret sanan insanlarla yaşıyoruz sanat müziği kelimesinin onlara neyin çağrıştırdığını mı bilecekler. Kaldı ki türk müziğinde çok fazla "eğlence" formunda eser var ve olması gerekte Maalesef batı müziği hakkında söyledikleriniz pek doğru değil ülkemiz güzel sanatlar müfredatında bile batı müziği ana ders olarak geçiyor Türk müziğindense yani başka bir devletin kendi müzik türüne en az onlar kadar sahip çıkan topluluklar, ülkeler var o yüzden batı müziği kendi ülkerinde bile az dinleniyor demek maalesef inandırıcı gelmiyor kulağa, bunlar kulaktan doğma bilgiler, ülkemizde başka ülkelerin müziğini öğretmeleri çok hoş bir şey, hoş olmayan şey batı müziğinin Türk müziğinden daha çok satması bu görüşte kime göre neye göre bundan memnun olan binlerce insan var Türkiyede. Türk müziğinin dinleyicisinin hiçbir zaman sıfıra ineceğini düşünmüyorum bundan 100 sene sonra bile dinleyenleri hâlâ olacaktır. Fakat gelin görün ki Türk müziği neden bu kadar geniş kitlelere ulaşamadı dersek bence kurallara uyulmadığından gerçekten her kafadan ses çıkıyor kuralcı bir yapısı yok çok fazla eleştiri yapılıyor özellikle yaşı hayli büyük dinleyiciler tarafında. Yenilik, farklılık bunlar olması gerek şeyler 80 ler pop ile 2000 ler pop arasında dağlar kadar fark var neden çünkü hiç bir pop sanatçısı pop müziğine yenilik getirmekten çekinmedi ve bir çok ülkede en çok dinlenen müzik türü yıllardan beri pop oldu neden çünkü her dönemin ritmini ve ezgisini aldı. Türk sanat müziği öyle değil çok yassı nağmeli okursan arabesk gibi okuma iki den fazla yeri kubbeli okursan opera gibi okuma bu kuralları kim koyuyor hani yorum? hani kendinden bir şey katma? bu eleştiriler aşağılamak niyetinde olmasa inanın görmezden gelinirdi ama maalesef öyle değil. Sanat müziğinin nasıl gelişilebileceği de buna daha çok zaman var.)
 
Son düzenleme:
Mesajlar
4
Tepki Puanı
2
Hammurabi Kanunları'nın 229. maddesi şöyle der; ".....eğer bir inşaat ustası bir adama ev yapar ve yapılan ev yeterince sağlam olmayıp sahibinin üstüne çökerek ölümüne sebep olursa o inşaat ustasının başı uçurulur." Yaklaşık 4300 yıllık bir hükümden bahsediyoruz. Değişmeyen ve tartışma konusu yapılması gereken husus budur; "Kalite" .....Yani olması gerekene ve kullanıma uygun olabilme koşulu. "Kalite" ,gözetilmediği takdirde tıpkı inşaat ustası gibi yok edilmeye mahkumdur. Bu nedenle, kesret (çokluk) ve popülistlik saiki altında eser üretme çabasının, -kaliteyi barındırmadığı takdirde- , akibeti yok olmaktır. Eserin üretildiği dönemde, anlaşılamamış ya da geniş kitleler tarafından tanınmamış ve kullanılmamış olması ,onun değerinden bir şey kaybettirmez. Burada -esas tartışılması gereken husus bu olmamakla birlikte- "san'at" ve "müzik" gibi hiyerarşik dizilim altında birarada düşünebileceğimiz iki kavramın tamlama biçiminde kullanılması mantık kurallarına uygun değildir. San'at ,müziği içinde barındıran bir uğraş alanıdır. Sanat kavramını barındırmayan bir müzikten bahsedilemez. Tekrar sadede dönecek olursak; "Klasik Türk Müziği"nin akibeti konusunda , herhangi bir endişe taşımaya gerek bulunmadığı kanaatindeyim. Hele ki, kayıt etmenin bu kadar sağlam hale geldiği bir dönemde. Abdülkadir Meragi , Ali Ufki Bey, Hammamizade Dede Efendi gibi dahî insanların nakış nakış işlediği eser ve görüşlerinin kendi küllerinden doğmasında olduğu gibi, Bu nedenle görüşüm şudur; "Kalite" daima var olacaktır. Sönmüş bir volkan gibi sessiz ve dingin olsa da, derinlerde ateşini muhafaza edecektir. O bir gün, tekrar yeryüzüne avdet edecektir. Araştırma ve incelemelerimizi derinleştirdiğimiz takdirde , Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek kalmadığını hayretle müşahade etmekteyiz. Konuyu daha da derinleştirmek ve uzatmak mümkün. Ancak platformun niteliği gereği kestirmeden sonuca gidecek olursak, bize kalan bu eşsiz mirası , -bir mirasyedi gibi israf etmeden- anlamaya ve kavramaya çalışmak, varlığını bir gün mutlaka hissettireceğini ve bize kabul ettirebileceği gerçeğini aklımızdan çıkarmamak, bu zengin hazineden yeni görüş ve eserler üretmek olmalıdır çabamız. Kesret bataklığını gözardı ederek, o güzel lezzetleri daha çok tadabilmek olmalıdır temel çabamız. Aksi durum, kakofoni içerisinde debelenmekten başkaca bir sonuç üretmez.
 
Üst Alt