Derûnhân

Admin
Staff member
Messages
507
Reactions
432
Website
link
Facebook
link

Reputation:

Size bir gün deseler: hayâtınızın sonuna kadar müzik dinlemeniz yasak. Ama bir bestekâra izin veriyorlar. Siz hangi isimden yana olurdunuz?

Açıkçası çok düşündüm. Mâlûmunuz üst sınıf bestekârlarımız çok, hepsinin kendilerine has özel eserleri var. Sonunda biraz mantıklı olmayı seçtim. Şöyle ki maalesef o büyük bestekârlarımızın bir çoğundan elimize sâdece bir miktar eserler kalmış, ya da Cemil Bey gibi genç yaşta öbür dünyâya göç edenler var. Böyle olunca ömrümün sonuna kadar 10-100 eser ile geçirebilir miydim diye kendime sordum. Herhalde geçirebilirdim ama daha fazla olsa iyi olurdu dedim.

Ve nihâyetinde bir bestekâr seçmek zorunda kalsam ben Muallim İsmâil Hakkı Bey'i seçerdim herhalde. Kendisi hem çok eser verdiğinden ötürü, hem de her alanda her türlü her güzellikte eseri olduğu için sanırım ömrümün sonuna kadar bana yeterli olurdu.

Peki sizce?
 

Derûnhân

Admin
Staff member
Messages
507
Reactions
432
Website
link
Facebook
link

Reputation:

Yıllardır bu soruyu ben de hep sormuşumdur kendime, hep aynı cevabı veriyorum: Nâyî Osman Dede. Hattâ bu sınırı tek bir esere indirirsek Çârgâh Âyînini seçerdim.
Bana göre ilginç bir seçim. Neden diye sormak isterim ama herhalde beğenilerimizi anlatmak biraz zor. Yine de sorayım, neden? :)
 

Faruk İnan

Moderator
Staff member
DivanMakam Notisti
Messages
1106
Reactions
534
YouTube
link

Reputation:

Bilmiyorum üstâdlarımız ne der ama haddim olmayarak ben Osman Dede'nin bestelerinde farklı bir aşk görüyorum. Her cümlesinde farklı bir dert seziyorum. En önemlisi de bu dert ve his samimi geliyor bana. Herhangi bir geçkiyi veya cümleyi planlayarak: ''Burada öyle bir geçki yapmalıyım ki dinleyenleri mest etsin'' mantığından çok uzak olduğunu ve sehl-i mümtenî dâiresinde gerçekleştiğini düşünüyorum.

Bu bağlamda makamları kullanış şeklini çok seviyorum. Örneğin Hicâz makâmını Osman Dede'nin Hicâz Âyininden ve düzgün bir ağızdan meşk eden birisi makâmın seyrini, gidebileceği yerleri, genişlemesini, geçkilerdeki yumuşaklığı kafası karışmadan anlayabiliyor, aynı durum diğer üç âyininde de aynen geçerli.

Bunun hâricinde güfte ve beste imtizâcını kusursuz uyguladığını düşünüyorum, eserlerindeki prozodi inanılmaz. Bir hânende onun eserini okurken nefes nefese kalmıyor. Boşluklar ve paylar bırakıyor fakat bu boşluklar asla bütüne aykırı bir hâl göstermiyor. Bu uyum ve mükemmellik hassaten üçüncü selâmlarda daha net görünüyor.

Biraz fazla gevezelik ettim, kusura bakmayın.
 

Derûnhân

Admin
Staff member
Messages
507
Reactions
432
Website
link
Facebook
link

Reputation:

Bilmiyorum üstâdlarımız ne der ama haddim olmayarak ben Osman Dede'nin bestelerinde farklı bir aşk görüyorum. Her cümlesinde farklı bir dert seziyorum. En önemlisi de bu dert ve his samimi geliyor bana. Herhangi bir geçkiyi veya cümleyi planlayarak: ''Burada öyle bir geçki yapmalıyım ki dinleyenleri mest etsin'' mantığından çok uzak olduğunu ve sehl-i mümtenî dâiresinde gerçekleştiğini düşünüyorum.

Bu bağlamda makamları kullanış şeklini çok seviyorum. Örneğin Hicâz makâmını Osman Dede'nin Hicâz Âyininden ve düzgün bir ağızdan meşk eden birisi makâmın seyrini, gidebileceği yerleri, genişlemesini, geçkilerdeki yumuşaklığı kafası karışmadan anlayabiliyor, aynı durum diğer üç âyininde de aynen geçerli.

Bunun hâricinde güfte ve beste imtizâcını kusursuz uyguladığını düşünüyorum, eserlerindeki prozodi inanılmaz. Bir hânende onun eserini okurken nefes nefese kalmıyor. Boşluklar ve paylar bırakıyor fakat bu boşluklar asla bütüne aykırı bir hâl göstermiyor. Bu uyum ve mükemmellik hassaten üçüncü selâmlarda daha net görünüyor.

Biraz fazla gevezelik ettim, kusura bakmayın.
Estağfirullah, siz böyle anlatınca meşke geldim. İnşallah bir gün kısmet olursa bu açıklamanın bir videosunu çekmenizi isterim o güzel sesinizle. Farkında olmadığım o kadar şey var ki, sizin söyledikleriniz bana ayrı bir pencere açtı.

Münir Bey'in sesinden Beyâti Ayin. Tek eser :)
O kadar dîvâneyim diyorsunuz yâni :). O da ilginç oldu. Mustafa Dede'nin bizde bir eseri var sâdece. Gerçekten kendisinin bize ulaşan tek bir eseri mi var yoksa sitemiz mi bu konuda biraz eksik kalmış? Bilmediğimden soruyorum.

Hayatımın sonuna kadar dinleyeceksem usta bir saz eseri bestekârı olmasını tercih ederim. Ben Tanbûrî Büyük Osman Bey diyorum.
Ancak tek eser seçeceksem Mesud Cemil'in Nihavend Saz Semaisi diyorum. :)
Nihâvend Saz Semâîsi benim de ilk 5 en sevdiğim eser arasına girer gerçekten. O esere bayılmayan kimse yoktur herhalde.

Siz de başka bir Osman'ı seçtiniz, bu da ilginç oldu benim için. Bir benim seçeneğim "modern" kalıyor. Hiç aklımdan geçmeyen isimler zikredildi şimdiye kadar. Peki siz bir çalgı çalıyor musunuz? Neden saz eserlerine vurgu yaptınız? Daha mı çok seviyorsunuz sözlü eserlerden?
 
Messages
120
Reactions
196

Reputation:

Mustafa Dede'nin bir tek Beyati Ayini gelmiş benim de bildiğim.

Osman Dede'nin bestekarligi için dediğiniz özellikleri büyük bestekarların hepsinde farkediliyor. Her ne kadar birbirleri arasında rekabet olsa da (Dede ve Şakir Ağa gibi) dehalarının tezahürü olsa gerek ki en uzak geçkileri dahi zorlamasiz okuyabiliyoruz. Hatta ne zaman geçtiğinizi farketmiyoruz. Birisi olmasa musikimiz eksik kalırdı.
 
Messages
7
Reactions
13

Reputation:

Efendim 2 senedir ney üflemeye gayret ediyorum. Saz eseri dememin sebebi ise: Güfte olunca kişiye belli bir sınır konuluyor düşünmek için. Güftesizlerdeyse içini siz istediğiniz gibi kalbinizden geçenlerle doldurabiliyorsunuz. Ben böyle düşünüyorum diyeyim. Gününüz aydın olsun.
 
Top Bottom